Hizmetlerimiz

Kısaca uluslararsı antlaşmalar, derlemeler, kurallar ve kurumların oluşturduğu özel model sözleşmeler çerçevesinde ulusal kural ve uygulamalarları da göz önüne alarak sözleşme konusu sektörün teamülleri ile müşterilerimizin menfaatleri doğrultusunda sözleşme hazırlamaktır.
#
Sözleşme Danışmanlığı

Uluslararası müşteriler ile satış sözleşmesi oluşturulması; satış sonrası yükümlülüklerinin tespit edilmesi; uluslararası bayilik, tek satıcılık, acentelik, distibütorlük sözleşmelerinin hazılanması ve uluslararası fason, ürün, yan sanayi, yedek parça, ara mal tedarikçi sözleşmelerinin hazırlanmasıdır.

#
Hukuk Danışmanlığı

Uluslararası makine satım, kurulum ve teslim sözleşmelerinin hazırlanması; satış sonrası garanti ve servis yükümlülüklerinin tespit edilmesi; verilen servis hizmeti sonrasında yapılan işlerle ilgili imzalanacak bir mutabakat belgelerinin hazırlanması ve Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’nın avukatlara verdigi diğer hak ve yetkilerin kullanılmasıdır.

#
Uyuşmazlık Çözümleri

Uluslararası uyuşmazlığa dönüşen sözleşme ilişkilerinde uyuşmazlığı uluslararası hukuk kuralları gereğince yorumlayıp ön çalışma raporları hazırlanması ve uluslararası uyuşmazlığın çözümü için ilgili ülkede yetkili hukukçular ve avukat temin edip yaptıkları işlem ve yazışmaların kontrol edilmesidir.

#
Proje Tasarımı ve Yönetimi

– Hedef, zaman ve bütçe temelinde ihtiyaç temelli proje fikrinin oluşturulması

– İlgili fon kaynaklarının tespit edilmesi (AB, DB, BM, vb…)

– Hibe başvurusu için gerekli belgelerin temini ve teknik çalışmaların tamamlanması

– Proje başvuru dosyasının hazırlanması

– Proje başvuru sahibi ve eş başvuran eşleştirmesi (proje ortağı bulma)

– Proje ekibi oluşturulması

– Proje Döngüsü Yönetimi Eğitimi

– Mantıksal Çerçeve Yaklaşımı Eğitimi

– Fon sağlanan proje aktivitelerinin uygulanması için teknik destek sağlanması (Proje Uygulama Desteği)

– Proje yönetimi, bütçe planlaması ve yönetimi, izleme ve değerlendirme süreçlerine ilişkin teknik destek sağlanması

– Raporlama Eğitimi

– İzleme ve Değerlendirme Eğitimi

Hizmetlerimiz

  • Tercüme sözleşmelerin hukuki açıdan kontrolü
  • Sözleşme konusu amaç ve şartlarının belirlenmesi, sözleşme türünün belirlenmesi
  • Sözleşme tarflarının çıkarlarının ortaya konulması
  • Sözleşme yapısının ve şartlarınn hazırlanması
  • Sözleşme şartları ve diğer ayrıntıları konusunda müşteriyle mutabakat sağlanması
  • Kanunlarda dile getirilmeyen, fakat sözleşme içeriğiyle kapsanan ve müşterinin çıkarlarını kapsayan esaslı ve ek koşulların dikkate alınması
  • Sözleşmenin hukuksal denetimi, sözleşme şartlarının hukuksal analiz olup bunun sonucu olarak analiz işleminde kanunlara aykırı durumların olup olmadığının incelenmesi
  • Çıkarları kısıtlayan ve ikili yorumlamaya açık madderin tespiti.
  • Sözleşme konusunun değerlendirilmesi sözleşme türünün değerlendirilmesi.
  • Çalışanlara sözleşmeler hukuku, sözleşme oluşturma ve sözleşme yönetimin konularında eğitim vermek.
  • Sözleşmelerin hazırlanması ve yönetimesine ilişkin kontrol listeleri ve kılavuzlar hazırlamak.
Sık Sorulan Sorular

Licentia, Latince kökenli bir sözcük olup karşılığı özgürlüktür.

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

  • Lorem ipsum dolor sit amet
  • Adipisicing elit, sed do eiusmod tempor
  • Incididunt ut labore et dolore magna
  • Enim ad minim veniam, quis nostrud
  • Lorem ipsum dolor sit amet
  • Adipisicing elit, sed do eiusmod tempor
  • Incididunt ut labore et dolore magna
  • Enim ad minim veniam, quis nostrud
İşinizi bir adım öteye taşıyın

Sözleşme Türleri

Uluslararası ve dış ticaret ile ilgilenen şirketler ürünlerinin pazarlanması ve yeni müşterilere ulaşmak için acentelik sözleşmeleri imzaladıkları sıkça görülmektedir.

Acentlik sözleşmelerinde göz önünde bulundurulması gereken somut ürünlerin satımı için müşteri bulma faaliyeti olmasına rağmen günümüzde hizmetlerin sağlanması için aracılık sözleşmelerinin kullanıldığı da görülmektedir. Bu gibi durumlarda sözleşme kloz ve maddelerinin ürün veya hizmet için uygun olarak dizayn edilmesi gerekmektedir.

Sürekli bir ticari ilişki kurma ve devam ettirme amacını taşıyan bu sözleşmedir.

Acente sözleşmelerinde ürün, komisyon, müşteri tazminatı, portföy tazminatı, denleştirme tazminatı, uygulanacak hukuk, uyuşmazlıkların çözümü ve rekabet hukuku kuralları ilişkiye özelliklerini veren sözleşme klozları olarak dikkat çekmektedir.

Acentelik sistemi, üreticilerin mallarını kolayca müşterileri ile buluşturma amacı güvende bir sistemdir. Ürünün özellikleri, pazar koşulları gibi birçok değişkenin belirlediği piyasa şartlarında şube açmak her zaman üreticinin yararına olmamaktadır. İşte tam da bu durumda acenteler, müşteriler ile müvekkil firma adına temasa geçip onun pazardan pay almasını sağlamaktadırlar.

Bu yönlü ticari sözleşmenin hazırlanması ve yönetilmesinde uluslararası uygulamalar ile kabul görmüş model klozlar ve sözleşme maddelerine kullanarak basitleştirilmiş ve pratik acentelik sözleşmeleri hazırlıyoruz.

Franchise sözleşmeleri ürünlerin ve hizmetlerin pazarlama ve dağılmasında uluslararası ticarette düşük pazarlama maliyeti ile yeni pazarlara hızlı nüfüz edilmesine katkı sağlayan hukuki ve ekonomik ilişki türü olarak geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Ancak bu tür sözleşmeler ile ilgili kabul edilmiş uluslararası kuralların olmaması ve ülkeden ülkeye değişen hukuk ve düzenlemeler bu tür sözleşmelerin kullanımasını etkilemektedir.

Franchise veren için know-how, maunalları hazırlığı, periyodik olarak güncellemesi, marka ve sembollerini tescill edilerek koruma altında olması, ürünlerin dağıtımı ve iş yönetimi ile ilgili yardım maddeleri sözleşmede önem taşımaktadır. Franchise alan için fikri mülkiyet haklarının korunması ile ürün veya hizmetin kalite standartlarının yakalanması için yükler. Giriş ücreti ile diğer ücretlerin ödenmesi ile ilgili hükümler. Franchise verinin eğitmlerine katılmak, franche verenin marka ve sembollerini kullanma, franchise versinin standartlarına uyum sağlama, franchise vereni bilglendirme yükümlülüğü.

Franchise ve alanın ülkesindedeki emredici kuralları sözleşme hazırlanırken dikkat edilmelidir. Bu kurallar beyan ve tescil, rekabet hukuku, franchise alanı koruyucu hükümler olabilir. Özellikle münhasırklık, son satım fiyatı kararlaştırması, rekabet yasağı hükümlere hazırlanırken dikkatlı olunmalıdır.

Bir çok uluslararası kuruluşun hazırladığı franschise etik kuralları franschise veren ve alan arasında faydalı katkı vermesine rağmen tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen hukuki bir doküman olmadığı için dikkatli yaklaşımlası tavsiye edimektedir. Sürekli bir ticari ilişki kurma ve devam ettirme amacını taşıyan bu sözleşmedir.

Uluslararası ve dış ticaret ile ilgili şirketler ürünlerinin pazarlanması ve dağıtımı için distribütörlük sözleşmeleri imzalamaktadır. Distribütörlük sözleşmeleri üreticilerin ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere alan ve sözleşme konusu ürünleri kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü attırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğü üstlenmektedir.

Uluslararası distribütörlük sözleşmelerinde en çok fikir ayrılığı ve uyuşmazlıkların çıktığı konulara değinilmiştir. Sözleşeme ilişkisine girilirken bu unsurların dikkate alınması tavsiye edilmektedir.

1) Distribütörlük Sözleşmesine Uygulanacak Hukuk

Distribütörlük sözleşmeleri uluslararası ticarette çok yaygın olarak kullanılmalarına rağmen birçok ülkede kanunda düzenlenmemiştir. Bu bağlamda, acentelik sözleşmesine ilişkin kanuni düzenlemeler distribütörlük sözleşmelerine kıyasen uygulandığı gözlemlenmektedir. Sonuç olarak, uluslararası nitelikte bir Distribütörlük ilişkine girecek olan tarafların kötü bir sürpriz ile karşılaşmaması için sözleşmeye uygulanacak hukukta düzenlenen acentelik sözleşmesi hükümlerini ve bu hükümlerin getirdiği emredici hukuk kurallarına özen göstermeleri tavsiye edilmektedir.

2) Münhasırlık Hakları ve Rekabet Hukuku İlişkisi

Distribütörlük sözleşmelerine özelliğini veren unsurlardan bir tanesi de distribütöre belli coğrafi alanda veya bir gruba münhasır satış yapma yetkisinin verilmesidir. Böyle bir durumda pazar paylaşımı ve özgülemesinin rekabeti bozucu etkisi sebebi ile distribütörün bulunduğu ülkedeki rekabet hukuk kuralları ile çatışması söz konusu olabilir. Bu kurallarda genelde %20-%30’un üstündeki pazar paylarını denetim kapsamına sokulmakta ise münhasır distribütörlük verilen ülkedeki rekabet hukuku kurallarının sözleşme imzalanmadan önce incelenmesi önemlidir.

3)Müşteri Tazminatı-Portföy Tazminatı

Distribütörlük sözleşmelerinin en tartışmalı konularından biridir. Kaba bir tanımla distribütörün sözleşmesinin haksız olarak fesih edilmesi halinde geçmiş yıllara ilişkin kazancı oranında bir tazminatın distribütörlük verenden distribütöre ödenmesidir. Sözleşme ilişkisinin başında distribütörlük veren bu haktan peşinen feragat edildiğini yazdırmak istemektedir. Ancak, belirttiğimiz gibi sözleşmeye uygulanacak hukuk bu tür feragatların geçersiz olacağını düzenleyebilmektedir. Bu sebeple çok hassas ve üzerinde özenle durulması gereken bir sözleşme maddesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

4) Ürünleri Tespiti ve Satış Koşullarının Düzenlenmesi

Distribütörlük sözleşmesinin hangi ürünlerin kapsayacağı, bu ürünlerin listeleri, tanımları gerekirse görsellerinin belirtilmesi gerekmektedir. İkinci olarak, gelecekte çıkarılacak ürünlerin sözleşme kapsamında olup olmadığına ilişkin belirlemenin yapılması tavsiye edilmektedir. Üçüncü olarak, internet üzerinden doğrudan yapılacak olan satışların sözleşmenin kapsamına girip girmediği düzenlenmelidir. Son olarak, distribütörlük sözleşmelerinin özünde bir alım satım sözleşmesi olduğu unutulmamalıdır. Bu sebeple uluslararası alım satım sözleşmelerinin taşıması gereken niteliklerin dikkate alınması gereklidir.

Buradaki açıklamalarımız ışığında, distribütörlük sözleşmeleri karmaşık ve çok yönlü ticari sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerin hazırlanması ve yönetilmesinde uluslararası uygulamalar ile kabul görmüş model klozlar ve sözleşme maddelerine kullanarak basitleştirilmiş ve pratik distribütörlük sözleşmelerini hazırlanması çok önemlidir.

Marka/patent, know-how ve teknoloji sahipleri bu haklarını başkalarına da kullandırarak ekonomik yönde gelir sağlamayı ve bilinirliklerini arttırmaktadırlar. Bu faaliyetler sonucunda lisans ve teknoloji transfer sözleşmeleri ortaya çıkmıştır. Bur tür sözleşmeler sürekli bir ticari ilişki kurma ve devam ettirme amacını taşıyan özel sözleşmedir.
Bu sözleşmeler lisans sahibi haklarının bir kısmını belirli şartlar altında lisans alana kullandırma yükümlülüğü altına girmektedir. Diğer bir ifade ile sinai ve ticari mülkiyete ilişkin gayri maddi bir hakkın kullanılması yetkisinin devri biçiminde ortaya çıkmaya çıkmaktadır. Bu hakkın varlığı, ilişkinin oluşumu, uygulaması ve üçüncü kişilere etkisi sözleşme hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konulardır.
Marka lisans sözleşmesinin kurulmasıyla beraber taraflar bir takım yükümlülükler altın girmektedirler. Lisans alan ve lisans veren, sözleşme tarafların hak ve borçlarını açıkça kararlaştırmalıdırlar.

1) Lisans Sözleşmesinin Teknoloji Transferini İçermesi Halleri
Teknoloji transfer sözleşmelerinde teknolojinin ortak araştırma ve geliştirilmesini sağlama, tarafların know-how veya buluşların aktarımı ve değişimi ile ilgili laboratuvar kurma, planlama yapma konularında anlaşmaları gerekmektedir. Bu tür sözleşmelerde devletlerin müdahaleci kuralları ve kamu düzeni dikkat alınmalıdır. Firmaların transfer edecekleri teknoloji, fiziki tesislerin inşa edilmesi, teknolojik donanımın inşa edilmesi, işletmesi ve verimliliğinin artırılması ile ilgili know-how aktarılması, transfer edilmiş teknoloji üzerinde iyileştirme ve değiştirme yetkileri, hammadde kaynaklı kalite sorunlarını giderme ile lisans haklarının devri sözleşmenin özelliklerini veren noktalardır

2) Lisans Konusunun Kullandırılması Borcu
Bu yükümlülük sözleşmenin en belirgin özelliğidir. Ancak lisansın kullanılmasını sağlanması kapsamına sadece hakkın kullanım devri değil aynı zamanda hakkın kullanımına bizzat ya da üçüncü şahıslar aracılığıyla engel olmama da girmektedir. Bu yükümlülüğü kapsamında markanın sona ermesine neden olan durumları bertaraf etmelidir. Bu doğrultuda marka hakkının koruma süresinin dolması halinde marka hakkını yenilemelidir.

3) Lisan Verenin Hakkının Sürdürülmesinin Sağlanması ve Markanın/Patentin Kalitesinin Korunması
Marka/Patent sahibi, talimatlarına uygunluk içinde lisans alan tarafından üretilen malın veya sunulan hizmetlerin kalitesini garanti edecek önlemleri alır. Bu bağlamda lisans verenin düzenli kontrolleri yapmasına ilişkin sözleşme hükümlerinin kararlaştırmalıdır.

3) Lisans Bedeli
Lisans alanın en önemli yükümlülüğü lisans bedelini oluşturmaktadır. Lisans bedelinin çeşitli şekillerde ödenmesi kararlaştırabilir. Lisans Bedelinin peşin olarak bir defada ödenmesi kararlaştırabileceği gibi periyodik dönemler halinde ödenmesi de kararlaştırılabilir. Ancak lisans bedelinin bir defada ödenmesi kararlaştırılırsa lisans sözleşmesinin süreli borç doğurucu bir sözleşme olması değişmez.

4) Lisansı Sözleşmeye Uygun Kullandırma Borcu
Lisan alan lisans hakkını izinsiz olarak genişletmemelidir. Marka lisans sözleşmelerinde öngörülen lisans hakkının izinsiz olarak genişletilmesi yasaklanmalı, hangi durumların bu kapsama girdiğini sözleşmelerde belirlenmelidir. Bu sorumluluklara aykırı davranış halinde cezai yaptırımlar konulmalıdır. Ayıca lisans alanın lisans konusu hakkı keyfi olarak kullanma hakkının elinde tutup tutmadığı değerlendirilmelidir.

Uluslararası ticaret alım satım sözleşmelerinin yapılması ile başlamıştır. Bu sebeple uluslararası ticaret ile ilgilenen her şirketin nasıl bir dağıtım veya üretim sistemi olursa olsun uluslararası mal alım satımı ile ilgili olarak bir sözleşme politikasına sahip olması hayati önem taşımaktadır.

Bu bağlamda alınıp satılan mal veya sağlanan hizmetin niteliğine göre beklenen fiyat, teslim, ödeme, sözleşmeye aykırılık halleri gibi satış sözleşmesinin karakterini belirleyen ve gelecekte potansiyel uyuşmazlık alanları barındıran konuların farkında olunması gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki göz ardı etmek bir çözüm değildir. Bu sebeple uluslararası uygulamalar ve adetler dikkate alınarak sözleşme şartları düzenlenmelidir.  Burada, uluslararası karakteri bir alım satım sözleşmesi hazırlanırken dikkat edilmesi gereken kurallar ve uygulamalar özet olarak belirtilmiştir.

1) CISG (UN Convention on Internatinational Sale of Goods – Viyana Satım Anlaşması-)

1980 yılında imzalanan ve 1988 yılında yürürlüğe giren bu uluslararası anlaşma Dünya ticaretinin 2/3’ünü kapsamına almaktadır. Ülkemizde 2011 yılında yürürlüğe girmesine rağmen akademik çevre dışında pek farkındalık yaratmamıştır. Antlaşma dünya hukuk tarihine İngiliz/Amerikan-Avrupa hukuklarının ilk bileşimi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Anlaşma, İngiltere hariç bütün AB ülkeleri, ABD, Çin, Rusya, Irak, Mısır, Hindistan gibi ülkemizin önemli ticaret ortaklarında büyük oranda uygulanmaktadır. Anlaşma, üye ülkelerin yerel mahkemeleri ve tahkim heyetleri uyuşmazlığın çözümünde doğrudan referans kurallar olarak kullanmaktadırlar( 2011 yılında ülkemizde yürürlüğe girmesine rağmen henüz mahkeme içtihadı bulunamamıştır). Anlaşma özellikle aşağıdaki konuları doğrudan ve açıkça düzenlemektedir:

  • Dış ticaret satım sözleşmelerinin kurulması,
  • Sözleşme konusu malların teslim şekli,
  • Sözleşme konusu malların ücretinin ödenmesi,
  • Alıcının teslim alma ve satıcının ayıpsız teslim etme yükümlüğü,
  • Alıcısı ve satıcının yükümlülüklerine ihlal halleri ve bu hallere bağlanan hukuki sonuçları.

2) Uluslararası Örgütlerin Oluşturduğu Model Sözleşmeler ve Bunların Kullanım Esasları

Uluslararası Ticaret Odası, Uluslararası Ticaret Merkezi, GAFTA, FOSFA gibi kurumların kendi üyelerinin kullanımı ve kendi uzmanlık konularına yönelik standart sözleşmeler hazırlamışlardır. Bu sözleşmeler bilinçli ellerde, sadece boşlukların doldurulması ile sonradan çıkacak uyuşmazlıkların engelleyen veya uyuşmazlık çıksa bile hangi çözüm yöntemini kullanılacağını gösteren basit kısa hukuki metinlerdir. Ülkemizde Uluslararası Ticaret Odası’nın hazırladığı metin bazen kullanılmaktadır. Ancak faaliyet konusu dış ticaret olan hiçbir sivil toplum ve kamu kuruluşu ne yazık ki üyelerinin kullanımı için bu tür bir çalışma yapmamıştır.

3) Uluslararası Ticarette Kullanılan Ödeme Yöntemleri

Özellikle akreditif ve vesaik mukabili ödeme yönetimi bütün dünyada kabul görmüş ve kullanılan Uluslararası Ticaret Odası’nın çıkardığı yeknesak kuralların uygulanması ile yürütülmektedir. Ancak çoğu zaman akreditifte, akreditif metni, vesaik mukabili ödemede ise tahsil talimatı amaçlarını aşarak taraflar arasında ticari sözleşme etkisi yaratacak şekilde kullanılmaktadırlar. Temel ilişkiden bağımsız olması gereken bu işlemler uyuşmazlık yaratmakta, itibar, zaman, para ve müşteri kaybına sebep olmaktadır.

4) Incoterms 2010 Teslim Şekilleri

ICC’nin uzun yıllardan beri yeknesak kurul olarak uygulanan INCOTERMS bütün dünyada kabul görmüş ve dış ticarette teslim şeklinin nasıl olacağı açısından çok önemli bir enstrümandır. Ancak ihracat ve ithalatçılarımız bu kuralların sözleşmelerdeki yeri ve sözleşmedeki hak ve yükümlülükler ile etkileşimi konusunda yanlış uygulamalar içine girmektedirler.

5) Tahkim ve Uyuşmazlıkların Çözümü.

Hukuk dünyası tarafından kurtarıcı olarak gösterilmeye çalışılan tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri son derece karmaşık ve zor süreçlerdir. Özellikle ticari ilişkinin kurulma aşamasında düzgün temellere dayanmaması, sözleşmede hak ve yükümlüklerin uluslararası kurallara uygun olarak belirlenmediği durumlarda etkili bir yol değildir.

Amacımız dış ticaret sözleşmeleriniz hazırlanırken yukarıda belirtiğimiz temel unsurlarının yanında  300’e varan çeşitte karşınıza çıkabilecek sözleşme maddelerini tespit etmek, risk analizlerini yaparak şirketinizin ve işinizin ihtiyaçları doğrultusunda en iyi ticari sözleşme ilişkisine girmenizi sağlamaktadır.

Günümüz global rekabetçi piyasa koşullarında, şirketlerin karlılıklarını sürdürebilmeleri için müşterilerine değer yaratan ürünler üretmeleri ve bu ürünlerin kaliteli ve uygun fiyat ile zamanında müşteriye ulaşması gereklidir. Ancak, yaşanan şiddetli rekabet, siparişlerin büyüklüğü ve sıklığı, siparişleri zamanında yetişme ve teslim edebilmek çabası ve uzmanlık/profesyonelleşme ihtiyacı gibi sebeplerle birçok şirket fason üretim ilişkilerini seçmektedir.

Fransızca “yapım ve imalat” anlamından olan “Fason” kelimesi bir üretim ve hizmet modelinin ifadesi olarak dilimize geçmiş bir terimdir. Fason üretim modeli, temel anlamda bir firmanın, kendi adı ve hesabına çalışan başka bir üretici firmaya (yüklenici) , kendi talepleri doğrultusunda yarı mamul veya son kullanıcı için ürün ürettirmesini kapsamaktadır. Fason üretim modelinde ürünün markası üretimi yaptıran firmaya ya da üreticiye ait olabilmekle birlikte üç türü bulunmaktadır;

  • Bir malın malzeme ve hammaddelerinin tümümün iş sahibi şirket tarafından sağlanarak başka yükleniciye sipariş usulüyle işçilik bedeli karşılılığında son aşama ürün yaptırma,
  • Bir malın Malzeme ve hammaddelerinin iş sahibi şirket tarafından doğrudan doğruya yükleniciye teslim edilmesi ancak yüklenicinin yaptığı işlem sonucunda son ürünün sadece bir bölümünün teslim alınması karşılığında ücret ödenmesi,
  • Yüklenici şirketin tarafından temin edilen malzeme ve hammaddelerin iş sahibi firmanın bildirdiği kalite ve nitelikte nihai ürünün teslimi.

Fason üretim ilişkisi hukuken eser ve satış sözleşmeleri ile karıştırıldığı durumlar sıkça karşılaşılmaktadır. Hangi halde olursa olsun yukarıdaki ihtimaller çerçevesinde girilen ilişki bir satış değil “eser sözleşmesi” olduğu unutulmamalıdır. Bu husus, fason ilişki içine giren işletmeler açısında hak ve yükümlülüklerini belirleyen en önemli tespittir. Fason üretim modeline konu olan sözleşmelerde taraflar aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir:

  • Fason üretim bu sözleşmedeki sürelere ve bu sürelere uymamanın hüküm ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeler

Fason üretim ilişkisi iş sahibi açısından kendi müşterilerine veya pazarlama stratejilerine bağlı olarak zaman yönetimi problemini doğurmaktadır. Bu sebeple fason yükleniciye üretimin planlanması ve doğru zamanda doğru ürünlerin teslimi fason üretim ilişkisinin sorunsuz devamı açısında hayati önem taşımaktadır.

Bu öneme binaen, iş sahipleri fason yüklenicilere zamanında teslim edilmeyen ürünler için ağır cezai şartlar koymaktadır. Fason üretim yüklenicisinin bu yükümlülüklerinin farkında olarak üretim planlamasını yapması ve riski yönetmesi çok önemlidir. Ancak iş sahibinden kaynaklanan iptaller ve gecikmeler muhtemel ise sorumluluktan kurtulma kayıtları sözleşmede belirtmeli, bu mümkün olmuyor ise teslim zamanını geçirmeden durumu iş sahibine ihtar ederek ağır sorumluluklardan kurtulması mümkündür.

  • Fason üretime konu malın kalitesine ve kontrolüne ilişkin anlaşmalar

 Fason üretim sözleşmelerinin büyük kısmında iş sahibi fason yükleniciye hammadde ve malzeme temin etmektedir. Öncelikle temin edilen bu hammadde ve malzemelerin niteliği ve miktarı sözleşmeye uygulanacak hukuki düzenlemeleri etkilemektedir. İkinci olarak, temin edilen bu hammadde ve malzemelilerin miktarı, fire oranı, kalan stokun durumu ve maliyetlerin kontrol edilmesi önemli uyuşmazlık kaynaklarını barındıran noktalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu bağlamda, İş sahibinin fason yükleniciden talep edilen ürün ile ilgili özel olarak, üretimin nasıl yapılacağı ve ürünlerinde sahip olması gereken kalite standartlarını karmaşıklığa ve yoruma yer verilmeksizin tespit edilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile iş sahibi ürünlerin istenilen kalitede üretilmesi için talimatları ve üretim süreçlerinin kontrolüne ilişkin yükümlülükler anlaşılması icap etmektedir.

  • Ürün Sorumluluğu, Garanti ve Kamu Düzenlemelerine Uyum

Fason Üretim ilişkilerini büyük bir kısmı son kullanıcıya dönük malların üretilmesini amaçlamaktadır. İş sahipleri kendi ülkelerindeki son kullanıcıların ulaştırdıkları ürünlerin bu kullanıcılara verecekleri zararlar ilgili olarak ağır yükümlülükler altına girmektedirler. Bu yükümlülüklerini ortadan kaldırmak için fason yüklenicilere ayıplı ürünlerinin son kullanıcı tüketicilere verecekleri zararların karşılanmasını düzenleyen ve ağır cezai şartlar içeren maddeler koymaktadırlar.

Fason yüklenicilerin, öncelikle ürünlerin son kullanıcıya ulaştıkları ülkelerdeki bu tür koruyucu düzenlemelerin farkında olmaları gerekmektedir. Aksi halde iş sahiplerinin haksız tazminat talepleri ile karşılaşmaları mümkündür. İkinci olarak, zararın iş sahibinin temin ettiği hammadde, makine, teçhizat, teknoloji, tasarım gibi unsurlardan kaynaklandığı takdirde ürün sorumluluğuna yükümlülüklerinin ortadan kalkacağını sözleşmelerinde belirtmelidirler.

  • İş Sahibinin Fason Yükleniciye malın üretim süreci ile ilgili olarak Teknik bilgi, ekipman ve teknoloji vermesi

Bazen Fason üretim yapan yüklenici talep edilen standart ve kalitede üretim yapma yeteneğine sahip değildir. Bu tür durumlarda iş sahibinin veya iş sahibinin temin ettiği üçüncü bir kişinin teknik bilgi ve teknolojiyi fason üretim ilişkisi çerçevesinde yükleniciye vermesi gerekmektedir.

Bu tür durumlarda yükleniciye aktarılan makine, teknoloji ve üretim süreçleri ile ilgili olarak fikri mülkiyet haklarının korunması fason yüklenici açısından her zaman önemli bir borçtur. Diğer bir ifade ile İş sahibi haricinde bu teknoloji ve ekipmanların kullanılmaması, üretim yapılmaması yönünde yükümlülüklerin sözleşmelerde düzenlendiği görülmektedir. Bu düzenlemeler yapılırken fason yükleniciye ağır cezai şart ve tazminat yaptırımları konulabilmektedir. Bu düzenlemeler, yüklenici açından son derece dikkati kaleme alınıp riskin doğru şekilde yönetilmesi, teknoloji ve teçhizatın amacı dışından kullanılmaması ve iş sahibi tarafından onaylanmamış üçüncü kişiler yararına sunulmaması gerekmektedir.

Son kullanıcıya ulaşmayan ürün yapımını üstlenen fason yüklenicilerden iş sahipleri uzun garanti süreleri talep ettikleri gözlemlenmektedir. Uluslararası ticaret hukuku bakımından ürününün niteliğine ve beklenen fayda göre değişmekle birlikte genel kabul görmüş olan garanti süresi 2 yıldır. Ancak bu süre tarafların anlaşması ile uzatılabilir. Uzun garanti süresi talep eden iş sahibinin fason yükleniciye bunun izahını vermesi gerekirse ilave mali yükümlülüklere katlanmaya hazır olması gerekmektedir.